Serdar Tavaslıoğlu

2004.03 AĞUSTOS YAKLAŞIRKEN ASANSÖR SEKTÖRÜ Asansör Dünyası

AĞUSTOS YAKLAŞIRKEN ASANSÖR SEKTÖRÜ
Bilindiği gibi 15 Ağustos 2004 tarihinden itibaren, 95/16 Direktifinin uyumlaştırılmasına bağlı olarak oluşturulan yeni asansör yönetmeliği zorunlu hale gelecektir. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu yönetmeliğin 15 Şubat 2003 tarihinden itibaren yürürlükte olduğu, hazır olmayan firmalar için 18 aylık bir geçiş süresi verildiğidir. Diğer yönetmeliklerdeki durum göz önüne alınırsa, ek bir uzatma veya uyum süresinin verilmesi söz konusu olmayacaktır.
Uyumlaştırılması gereken Direktiflerden, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda olan 13 adet yönetmelik uyumlaştırılmış ve yayınlanmıştır. Çeşitli dönemlerde yayınlanan ve yürürlüğe giren Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sorumluluğundaki yönetmeliklerden sadece Asansör Yönetmeliği zorunlu uygulamaya başlamamış olup, diğer yönetmeliklerin hepsi, geçiş sürelerini doldurarak zorunlu olarak uygulanmaya başlamıştır. Bu yönetmeliklerin içinde, Makine Emniyeti, Düşük Gerilim, Elektromanyetik Uyumluluk, Basınçlı Kaplar, Soğutucular gibi, sanayinin çok geniş bir kesimini içine alan yönetmelikler vardır. Bu yönetmelikler, üretim kapasitesi ve maddi yapısı olarak asansör sektörü ile karşılaştırılmayacak büyüklükte sektörleri kapsayan yönetmeliklerdir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, çeşitli talepler olmasına karşın, uygulama tarihleri için bir ertelemeye gitmemiş ve son dönemde çeşitli bölgelerde Piyasa Gözetimi ve Denetimine başlamıştır. Aynı uygulamanın Asansör Yönetmeliği içinde geçerli olacağı dikkate alınmalı ve hazırlıklar buna göre yapılmalıdır.
Yeni Asansör Yönetmeliği yayınlanırken, asansör firmalarının zaten TSE belgeli oldukları ve bu uygulamaya kolay uyum sağlayabilecekleri, uyamayanların ise 18 aylık sürede hazırlıklarını bitirecekleri düşünülmüştür. Başından beri yapılan tartışmalarda, tarafımızca Asansör Yönetmeliğinin iki kısımdan oluşması gerektiği savunulmuştur. Uluslararası bölümü oluşturan CE uygulamasını esas alan Direktifle ilgili kısımda, esasa ilişkin bir değişiklik yapılamayacağından, bu bölümle ilgili fazla zaman kaybı olmaması gerekiyordu. Bu kısım için esas talebimiz, bir an önce yayınlanması ve 30-36 ay gibi uygun bir geçiş süresinin verilmesi idi. Diğer bölümü oluşturan Ulusal bölümde ise, asansörün servise verilmesi sonrası asansör firmalarının yetki ve sorumluluklarını içeren kısmın, sektördeki sorunları çözecek şekilde düzenlenerek yayınlanmasını istemiştik. Ancak sonuçta uygulama isteklerimizden çok farklı gelişti.
Özellikle asansör sektörü içinden bazı kesimler, yeni uygulamanın özünü anlamadıkları için asansör sektörüne çok farklı uygulamaların olabileceği umudunu dağıttılar. Bu dönemde esas tartışılması gereken Yönetmeliğin Ulusal kısmı tamamen göz ardı edilip, dikkatler tartışmanın bir fayda sağlamayacağı Uluslararası kısma çekildi. Bakanlığa yapılan baskılar, yönetmeliğin yayınlanmasının gecikmesine, ulusal kısmın tartışılmadan çıkmasına ve geçiş süresinin çok kısalmasına yol açmaktan başka bir işe yaramamıştır. Sadece kendi ticari çıkarları peşinde olan bu kesim, sektörü suni tartışmalarla oyalarken, kendi hazırlıklarını hızla yapmışlardır. Geçmişte gerek TSE tartışmalarında, gerekse ISO Kalite Belgesi tartışmalarında benzer tavırlarına alışık olduğumuz bu kesimin, asansör sektörüne faydalı olmak gibi bir düşünceleri olması beklenemez. Bu gün hala yapılan çalışmaları engellemek, birliği bozmak, kafaları bulandırmak gayreti içinde olmaları, kendi siyasi ve ticari çıkarlarından başka bir şeyi düşünmemelerinden kaynaklanmaktadır.
Her zaman söylediğimiz gibi, önümüzdeki görevler sadece Gümrük Birliği için düşünülmemelidir. Gümrük Birliğinin faydaları veya zararları tartışmasının dışında, günümüzde ayakta kalmak isteyen bir sektör, Uluslararası şartlara uyum sağlayabilmeli ve rekabet gücünü yükseltmelidir. Bu şartlara uyamayan bir sektörü yaşatmak mümkün olmamaktadır. İster AB içinde yer alalım, istersek vazgeçip AVRASYA pazarına yönelelim. Her şart altında teknik seviye ve rekabet gücü olarak uluslararası seviyeyi yakalamak zorundayız. Bu şart, İç Pazar veya Dış Pazar ayrımı yapılmaksızın geçerlidir. Bu gün birçok firma iç pazarda teknik seviye ve fiyatlandırma açısından yabancı kökenli firmalarla rekabet içindedir. Eğer çok kısa bir sürede kendimize çeki düzen veremezsek, bu rekabeti devam ettirmemizin mümkün olmayacağı açıkça görülmektedir. Bunun sonucu ise, bırakın dış pazarlarda yer almayı, iç pazarda bile yer alamadan, bu firmalara taşeron olarak çalışmamızı getirir.
Zorunlu uygulamanın başlamasına altı ay gibi bir sürenin kaldığı düşünülürse, önümüzdeki günleri çok faydalı kullanmanın gerekliliği açıkça görülecektir. Bu sürenin iyi değerlendirilmesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, Derneklerin ve Odaların üzerine çok görev düşmektedir. Esas görev düşen kuruluşlardan birisi olan TSE’nin ise, Onaylanmış Kuruluş olmak için başvurması ve sektördeki ticari ilişkide taraf haline gelmesi, kamu yararı sayılacak eğitim ve denetim çalışmasında doğrudan görev almasını engellemektedir. İlgili kanun ve yönetmelikler, Onaylanmış Kuruluşların denetim yaptığı konularda eğitim vermesini, danışmanlık yapmasını veya bu konularda görev almalarını, diğer onaylanmış kuruluşlara karşı haksız rekabet oluşmaması için yasaklamıştır. Türkiye’nin en geniş ve yetişmiş teknik kadrosuna sahip Ulusal bir kuruluşun, bu çalışmanın dışında seyirci kalması ve olaya ticari olarak yaklaşması, sektörler için üzücü bir durumdur. Başından beri bu tür Ulusal kurumların eğitim ve denetim için kamu yararına görevlendirilmesi konusunda ısrarcı olduk. Yeni uygulanmaya çalışılan sistem, beyana dayalı bir sistem olduğu için, hayata geçebilmesi, eğitim ve denetimin uygulanabilmesine bağlıdır. Eğitim ve denetimlerin hayata geçirilememesi halinde, sıkıntıların oluşması kaçınılmaz olacaktır. Bu durumun oluşmaması için aşağıda belirttiğimiz konuların dikkate alınması ve çözümlerinin hızla oluşturulup, uygulamaya geçilmesinin, sektörün önündeki önemli görev olduğu kanısındayım.

  1. Uygulamanın zorunlu hale gelmesine altı aylık bir süre kalmış olmasına rağmen, sektörün geniş bir kısmı gerekli şekilde eğitim alamamıştır. Eğitimin bitmiş ve uygulamaların son halini almaya başlamış olması gereken zamanda, hiç eğitim almamış veya yeni almakta olan çok geniş bir kesim vardır. Eğitim çalışmaları için gerek Dış Ticaret Müsteşarlığının, gerekse kendi sorumluluğunda olan yönetmelik için Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görev alması veya eğitim vermeye çalışanlara gerekli desteği sağlamasının, eğitim sorununun çözümünde yararlı olacağı açıktır.
  2. Gerek danışmanlık hizmetleri, gerekse belgelendirme ücretleri için, Dış Ticaret Müsteşarlığı MEDA II fonundan, Kosgeb ise Kobi Destekleme Fonundan geri dönüşümsüz mali destekler sağlamaktadır. Sektör Dernekleri kendi bölgelerinde bu bağlantıları hazırlamalı ve asansör firmalarının bu desteklerden yararlanmasını sağlamaya çalışmalıdır. Bu çalışmalar, firmaların dernekler etrafında birleşmelerine ve güçlenmelerine yardımcı olarak, toparlanmayı sağlayabilir.
  3. Yeni Asansör Yönetmeliği, Ulusal Kısım olarak sektörde yaşanan sıkıntıları çözmekten uzak kalmıştır. Asansör firmalarının yetki ve sorumlulukları tanımlanmadığı için, montajlarda ithalat ve yerli üretim arasında, bakımlarda ise bütün sektörde haksız rekabet devam etmekte ve sektörü zayıflatmaktadır. Bu tür sorunların tartışılması, çözümlerinin bulunması ve sektörü rahatlatacak uygulamaların hayata geçmesi için düşünülen Asansör Ulusal Daimi Teknik Komitesi ASTEK hayata geçirilememiştir. Asansör Yönetmeliğinin bu hali ile uygulamaya girmesi, sektörde ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Asansör Yönetmeliğinin Ulusal kısmının ASTEK’te çok acil olarak tartışılması ve yeniden düzenlenerek hayata geçirilmesi, sektör için çözüm oluşturulmasında önemli bir adım olacaktır .
  4. Yeni Yaklaşım Direktiflerine göre uyumlaştırılmış olan Asansör Yönetmeliği ve İnşaat Malzemeleri Yönetmeliği, Klasik Yaklaşıma göre daha önceden hazırlanmış olan ve halen yürürlükte olan İmar Kanunu ve Yapı Denetim uygulaması ile çelişmektedir. İlgili yönetmelik ve kanunlarda, birbirleri ile çelişen yetkilendirme ve denetim esasları bulunmaktadır. Bu durum, uygulamalar başladığında yetki kargaşasına ve asansör firmaları için zorluklara yol açacaktır. İlgili kanun ve yönetmelikler birbirleri ile uyumlu hale getirilmesi gerekir.
  5. Yeni sistem, beyana dayalı imalatı esas almıştır. Sistemin kalıcı olması ve beklenen verimi verebilmesi, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliğinin uygulanmasına bağlıdır. Geçmişte sektöre yarar sağlayan ve hızlı bir gelişme yaratan TSE uygulaması, daha sonra denetim ve incelemelerin ilk ciddiyetinde yapılmaması sonucunda, beklenen verimi sağlamamıştır. Piyasa Gözetimi ve Denetiminin gerekli şekilde yapılmaması da aynı sonuçları doğuracaktır. Bu denetim ve gözetimler, Devletten bağımsız, tarafsız, uzman, kendileri de denetlenebilir kurumlarca yapılması, geçmiş sıkıntıların çözülmesinde yardımcı
    olabilir. Bakanlığın denetiminin bu kurumlara olması ve uygunsuzluğu tespit edilen ürünlerin son kararının Bakanlıkça verilmesi, birçok Avrupa Ülkesinde yapılan bir uygulamadır. Her Bakanlığın yayınladığı denetim yönetmeliği yetki ve sorumlulukları tavizsiz olarak uygulanmalıdır. Zorunlu yönetmelikler haricinde, yeni zorunlu olmayan yönetmeliklerin yayınlanması yerine, çıkarılan yönetmeliklerin hayata geçmesinin sağlanması, uygulamaların sağlığı için daha önemli sayılmalıdır.
  6. Piyasa gözetimi ve denetimi dışında yapılan periyodik kontroller, hem can güvenliğinin sağlanması, hem de asansör firmalarının denetlenmesi için zorunludur. Yönetmeliklerde bahsedilmesine rağmen, periyodik denetimlerin yapılması, Belediyelere bırakılmış ancak Bakanlıkça herhangi bir tedbir getirilmemiştir. Sektör için hayati önem taşıyan ve haksız rekabetin önlenmesinde önemli bir yeri olan periyodik kontrollerin düzenli şekilde, Belediyelerin politik yaklaşımlarına bağlı olmadan yapılmasının sağlanması yeni asansör yönetmeliğinin önemli görevlerinden birisi olarak alınmalıdır.
  7. Meslek Odaları ve Sanayi Odaları sadece kendi üyelerine değil, yetişebildikleri her yere eğitim vermeye daha fazla özen göstermelidir. Yeni sistemin zorunlulukları, hukuki sorumlulukları, Devletçe verilen desteklerin yaygınlaştırılması ve tanıtılması bu kurumların başlıca görevleri arasındadır. Bir veya iki bölgenin iyi çalışması, diğer bölgelerin arkada kalmalarını haklı çıkarmamalıdır. Her bölge kendi üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Hukuki, teknik ve mali sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin, kendi üyeleri dahi olsalar bu örgütlenmeler içinde yer almaları zorlaştırılmalıdır. Bu, Odaların diğer gerçek üyelerini haksız rekabetten korumanın bir yolu olarak görülmelidir. Sistemin işlemesinin, kamu kurumu niteliğindeki sivil kuruluşların da çalışmasına bağlı olacağı unutulmamalıdır.
    Mevcut gözüken sorunların, sektörün tarafları arasında bir an önce tartışılması ve çözümlerinin oluşturularak uygulamaya konmasının artık ertelenecek bir zamanı kalmamıştır. Ulusal bir alışkanlık olarak, yumurtanın son noktaya gelmesinin beklenmesi bir gelenektir. Artık problemleri çözme noktasına geldiğimize göre, taraflar birbirlerini zorlamalı ve ağustos 2004 en az zararla karşılanmalıdır. Biraz çaba ile bunu oluşturacağımıza inanıyorum. Sektörün çok yakın bir gelecekte AVRASYA pazarında hakim bir sektör olması, bugünden bizlerin yapacağı çalışmalara bağlı olacaktır. İzmir Asansör Fuarı Mayıs Ayında zorunlu uygulamadan önce bu sorunları genel olarak tartışacağımız son ulusal toplantı olacaktır. 20-24 Mayıs 2004 tarihlerinde yapılacak Fuar toplantı ve panellerinin iyi değerlendirilmesini ve sektör için bir kazanç olmasını dilerim.
    Serdar Tavaslıoğlu
    Elk. Müh.